SON DUYURULAR
ORMAN MUHAFAZA MEMURLARI DERNEĞİ ÜYELERİNE ÖZEL SAĞLIK ANLAŞMASI
16 Haziran 2026
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Sözleşmeli Personel Alımı Duyurusu
22 Mayıs 2026
OMMD Üyelerine Özel İndirimli Tatil Avantajı İçin Bilem Hotel ile İmzalar Atıldı
22 Nisan 2026
PAK Akademi Yabancı Dil Eğitim Protokolü
17 Nisan 2026
GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KONGRESİ
26 Mart 2026
Ahmet ÖZDEMİR Yazarın Tüm Yazıları
Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı toplam 17 işletme müdürlüğünün 7’sini ziyaret etmek nasip oldu.
Keşke buraya daha güzel, daha umut dolu, daha şatafatlı birkaç cümle yazabilseydim…
Ancak iki gün boyunca gördüklerimiz, duyduklarımız ve hissettiklerimiz; önce şahsımı, ardından Orman Muhafaza Memurları Derneğini, yetkili-yetkisiz tüm sendikal yapıları ve en önemlisi de 27 yıldır gururla görev yaptığım kurumumu yeniden sorgulamama neden oldu.
Ziyaret ettiğimiz işletmelerin büyük bölümünde görev yapan Orman Muhafaza Memurlarının ne denli yalnız bırakıldığını, hatta görev yaptıkları yerlerde adeta unutulduklarını gördük.
Türkiye’nin üretim yükünü sırtlayan bölge müdürlüklerinin başında gelen Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğünde; üretimin büyüklüğüne rağmen insanın, emeğin ve fedakârlığın çoğu yerde sessizliğe terk edildiğini hissettik.
Altı farklı şeflikte görev yapan toplam 11 Orman Muhafaza Memurunun kendilerine ait tek bir odasının dahi bulunmadığını gördük…
Devlet işi için mecburen şefinin bilgisayarını kullanan memurun, oturduğu koltuktan kaldırıldığını dinledik…
Bir koli sprey boya için günlerce yazışma yapıldığını…
Milyonlarca liralık üretimin döndüğü işletmelerde, bir tükenmez kalemin dahi mesele haline getirildiğini gördük.
Bir zamanlar 50 Orman Muhafaza Memuru ile görev yapan işletmelerde bugün sayının 25’e kadar düştüğünü; buna rağmen üretim miktarının katlanarak arttığını müşahede ettik.
Gözlerinde yaşama sevinci azalmış, umudu tükenme noktasına gelmiş genç arkadaşlarla tanıştık…
En yakın merkezin 80 kilometre uzaklıkta olduğu, içinde iki lokanta ve bir kaç kahvehaneden başka hiçbir sosyal imkân bulunmayan yerlerde; haftanın yedi günü görev yapan insanlarla konuştuk…
Sosyal hayatın çoğu zaman dere kenarında içilen bir kaç kadeh içkinin, birkaç dost ile demlenen çay sohbetlerinden ibaret kaldığı işletmeleri gördük…
Beş farklı işletmede yalnızca birkaç yerli memurun bulunduğunu, diğer arkadaşlarımızın ise bu ağır şartlara bir gün rotasyon olur ümidiyle sabırla katlandığını öğrendik.
Bayramda sırf müdürlüğün damgası bitmedi diye, sadece egosunu tatmin etmek için gencecik çocukları ailelerinin yanına göndermeyen müdürleri…
Yağmur altında kendisi araç içerisinde sosyalleşirken Orman Muhafaza Memurlarına saatlerce yol kontrolü yaptıran şefleri…
Kendisine ait odası ve bilgisayarı olmadığı, bu yüzden mecburen şefin masasını kullandığı için azar işiten Orman Muhafaza Memurlarını gördük.
Ancak tüm bunların yanında bizlere insanlığın hâlâ ayakta olduğunu hissettiren güzel insanlar da vardı.
Personeline arkadaş gibi yaklaşan işletme şefleri…
Çalışanlarını evladı gibi koruyan işletme müdürleri…
Her daim ağabeylik yapan müdür yardımcıları…
Allah hepsinden razı olsun. Arkadaşlarımız onlar sayesinde hâlâ akıl sağlıklarını koruyorlar.
Orada görev yapan arkadaşlarımız mağdur…
Ama bir o kadar da mağrur…
Tüm imkânsızlıklara rağmen görevlerinin başındalar.
On binlerce metreküplük üretimi aksatmadan sürdürüyor, on binlerce hektarlık orman alanını kendi gözleri gibi korumaya devam ediyorlar.
Fakat şunu da bütün benliğimizle hissettik:
Burada büyük bir vebal var…
Burada derin bir haksızlık var…
Burada görmezden gelinen ciddi bir eşitsizlik var…
Ben bu ziyarete, Orman Muhafaza Memurları Derneğini ve diğer büyük sendikal yapılara göre daha mütevazı imkânlara sahip olan sendikamız ATORSEN’i temsilen katıldım.
Ve gördüklerim karşısında, bu kardeşlerimizi bugüne kadar yeterince sahiplenememiş olmanın mahcubiyetini derinden hissettim.
“Bu zamana kadar neredeydiniz?” diye soran, bütün yaşadıkları adaletsizliklere rağmen önümüze bir bardak çay koymaktan geri durmayan o güzel insanlara cevap verecek cümle bulamadım.
Bu insanların yaşadıklarını bilip de hâlâ görmezden gelen herkese; yetkililere, sendikalara ve vicdanını sessizliğe gömenlere de buradan kucak dolusu selam gönderiyorum.
Vesselam…

