Fiili Hizmet Süresi Zammı (Yıpranma Payı) ve Orman Muhafaza Memurları
Çalışma hayatında bazı meslekler, doğası gereği diğerlerinden çok daha ağır, tehlikeli ve sağlık açısından riskli koşullar içerir. Devlet, bu zorlu koşullarda çalışanların maruz kaldığı fiziksel ve ruhsal yıpranmayı telafi etmek amacıyla "Fiili Hizmet Süresi Zammı" uygulamasını hayata geçirmiştir. Ancak bu hakkın kapsamı ve kimlere verildiği, özellikle orman teşkilatı gibi riskli gruplar için her zaman tartışma konusu olmuştur.
1. Fiili Hizmet Tazminatı (Süresi Zammı) Nedir?
Halk arasında "Yıpranma Payı" olarak bilinen Fiili Hizmet Süresi Zammı; ağır, tehlikeli veya sağlığa zararlı işlerde çalışanların, çalıştıkları her yıl için emeklilik sürelerine belirli bir gün sayısının eklenmesi ve emeklilik yaş haddinden indirilmesi hakkıdır.
Basitçe anlatmak gerekirse; normal bir çalışan 1 yılda 360 gün prim öderken, yıpranma payı olan bir çalışan, mesleğin risk grubuna göre 60, 90 veya 180 gün fazladan çalışmış sayılır. Bu durum hem daha erken emekli olmalarını sağlar hem de emeklilik ikramiyelerini etkiler.
2. Fiili Hizmet Zammı Kimlere Veriliyor?
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında belirlenen bazı meslek grupları bu haktan yararlanmaktadır. Günümüzde bu haktan yararlanan başlıca gruplar şunlardır:
• Maden Ocakları: Yeraltı işlerinde çalışanlar (En yüksek oran buradadır).
• TSK ve Emniyet Mensupları:Jandarmalar, Askerler, polisler ve MİT mensupları.
• Sağlık Çalışanları: Doktorlar, hemşireler ve diğer sağlık personeli.
• İtfaiyeciler: Yangın söndürme işlerinde çalışanlar.
• İnfaz Koruma Memurları:Hükümlü ve Tutuklulara refakat edenler.
• Basın Mensupları: Gazeteciler (Sarı basın kartı sahipleri).
• Diğer Sanayi Kolları: Demir-çelik fabrikaları, asit üretimi, cıva üretimi, kurşun ve arsenik işleri, cam fabrikası çalışanları vb.
3. Orman Muhafaza Memurları Neden Bu Hakkı Almalıdır?
Orman Muhafaza Memurları, yukarıda sayılan meslek gruplarının birçoğunun risklerini tek bir bünyede taşıyan ender mesleklerdendir. Ancak ne yazık ki, fiili hizmet süresi zammından (yıpranma payından) tam ve etkin bir şekilde yararlanamamaktadırlar veya kapsam dışı kalabilmektedirler.
İşte Orman Muhafaza Memurlarının bu tazminatı/zammı hak etmelerinin temel gerekçeleri:
A. Hayati Tehlike ve Yangınla Mücadele
Orman Muhafaza Memurları, orman yangınlarında "birinci derecede müdahale ekibi" olarak görev yaparlar. Bir itfaiyeci gibi alevlerin ortasında, yoğun duman altında ve engebeli arazide çalışırlar. Karbonmonoksit zehirlenmesi, yanma riski ve dumana bağlı kronik akciğer hastalıkları riski altındadırlar. İtfaiyecilere verilen hakkın, orman yangını işçileri ve memurlarına verilmemesi büyük bir çelişkidir.
B. Kolluk Kuvveti Görevi ve Silahlı Çatışma Riski
Orman Muhafaza Memurları, orman kanunlarına muhalefet edenlere karşı "Silahlı Kolluk Kuvveti" yetkisine sahiptir. Orman kaçakçıları, yasadışı avcılar ve arazi işgalcileri ile mücadele ederken sık sık silahlı saldırılara maruz kalmaktadırlar. Görevleri sırasında şehit düşen veya yaralanan çok sayıda Orman Muhafaza Memuru bulunmaktadır. Bu yönüyle görevleri, polis veya jandarma ile benzer riskler taşır.Son yıllarda,OGM ile CTE arasında yapılan protokol gereği,Hükümlüler,OGM bünyesinde çalışmakta ve barınmaktadır,Bunların Çalıştırılması ve gözetimi Orman Muhafaza Memurlarınca yapılmaktadır.
C. Zorlu Arazi ve İklim Koşulları
Bu personel ofiste değil; dağ başında, kar, yağmur, çamur demeden, bazen günlerce süren nöbetlerde çalışmaktadır. Vahşi hayvan saldırıları (ayı, domuz, yılan vb.) ve kene gibi biyolojik risklerle (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi) sürekli karşı karşıyadırlar.
D. 7/24 Mesai Kavramı
Ormanların korunması mesai saatleri ile sınırlı değildir. Özellikle yangın sezonunda veya kaçakçılık takibinde, bayram, hafta sonu veya gece demeden görev başındadırlar. Bu düzensiz ve stresli çalışma temposu, personelin hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıpranmasına neden olmaktadır.
Sonuç
Orman Muhafaza Memurları; yangınla mücadele ederken bir itfaiyeci, kaçakçıyı kovalarken bir polis-Jandarma, arazide çalışırken bir madenci,Hükümlü karşısında bir İnfaz Koruma Memuru kadar risk altındadır.
"Yeşil Vatan"ı korumak için canlarını ortaya koyan bu meslek grubuna Fiili Hizmet Süresi Zammı (Yıpranma Payı) verilmesi bir lütuf değil, işin doğasından kaynaklanan bir haktır. Bu hakkın verilmesi, personelin motivasyonunu artıracağı gibi, yaşanan mağduriyetleri ve erken yaşta ortaya çıkan meslek hastalıklarının yarattığı kayıpları da bir nebze olsun telafi edecektir.
YEŞİL VATAN’IN ADSIZ KAHRAMANLARI TÜKENİYOR!
Fiili Hizmet Zammı (Yıpranma Payı) Bir Lütuf Değil, Ödenmesi Gereken Bir Şeref Borcudur!
Bizler; bir ağaç dalı kırılmasın diye kendi kolu kanadı kırılan, vatanın ciğerleri yanmasın diye kendi ciğerlerini dumana ve ateşe teslim edenleriz. Çocuklarına "akşam geleceğim" deyip, sabahında bayrağa sarılı tabutla dönme ihtimali olanlarız. Bizler, tatil beldelerinde keyif çatanların huzuru bozulmasın diye, dağların zirvesinde, uçurum kenarlarında can pazarlığı yapan Orman Muhafaza Memurlarıyız.
Yıllardır süslü cümlelerle geçiştirilen, "hakkınız ödenmez" denilerek gerçekten de hakkı ödenmeyen, görmezden gelinen o "isimsiz" kahramanlarız. Bugün burada, Fiili Hizmet Süresi Zammı (Yıpranma Payı) talebimizi en gür sesimizle, en haklı gerekçelerimizle haykırıyoruz.
Fiili Hizmet Zammı Nedir?
Bürokrasinin soğuk dilinde buna "yıpranma payı" deniyor. Ancak bizim için anlamı şudur: "Canından, sağlığından, ömründen vererek çalışmanın bedelidir." Devlet, riskli iş yapan polisine, askerine, madencisine, itfaiyecisine "Sen erken yaşlanıyorsun, sen sağlığını kaybediyorsun, bu yüzden seni erken emekli edeceğim" der.
Peki soruyoruz: Bir Orman Muhafaza Memuru'nun canı, diğerlerinden daha mı değersizdir?
Neden İstiyoruz? Çünkü Biz Masa Başında Değil, "Can Pazarı"nda Çalışıyoruz!
Bize "memur" deyip geçemezsiniz. Bizim kalemimiz telsiz, mürekkebimiz alnımızın teri, masamız ise alevlerin ortasıdır.
1. Cehennemin Ortasına Yürüyoruz! Yazın herkes tatil planı yaparken, biz 1000 dereceyi bulan cehennem sıcaklarının içine, alevlerin ortasına yürüyoruz. Ciğerlerimiz temiz hava değil, zehirli duman soluyor. İtfaiyeci şehirde yangına gidince yıpranma alıyor da, dağın başında, yolun olmadığı uçurum kenarında alevlerle boğuşan, yanarak şehit olan Orman Muhafaza Memuru neden bu haktan mahrum bırakılıyor? O duman bizim ömrümüzden çalmıyor mu?
2. Namlunun Ucundayız! Biz sadece ağacı değil, vatanın toprağını koruyoruz. Orman kaçakçılarıyla, arazi mafyasıyla, terör unsurlarıyla dağ başında tek başımıza mücadele ediyoruz. Elimizde silah var. Kolluk kuvveti yetkimiz var ama polis ve askere tanınan hakların zerresi bizde yok. Kaç arkadaşımız görev başında vuruldu? Kaçımız darp edildi? Kaçımız evine dönemedi? Bu stresi, bu ölüm korkusunu yaşamayanlar bizim yıpranmadığımızı nasıl iddia edebilir?
3. Doğayla Savaşıyoruz! Kar, kış, fırtına, sel... Doğanın en acımasız yüzüyle biz muhatabız. Ayı saldırısı, yılan sokması, kene ısırması (KKKA) gibi riskler bizim günlük rutinimiz. Ofisteki klimanın altında değil, eksi 20 derecede nöbet tutuyoruz. Vücudumuz romatizmadan, ciğerlerimiz hastalıktan erkenden iflas ediyor. 50 yaşına gelmeden dizlerinde derman kalmayan meslektaşlarımız, hala dağlara tırmanmaya zorlanıyor. Bu vicdan mıdır?
Artık Yeter!
Bizler "Yeşil Vatan" yanmasın diye kendi hayatlarını yakanlarız. Bizler, çocukları "Babam/Annem bu gece de gelmeyecek" diye büyüyenleriz.
Orman Muhafaza Memurları olarak;
• Yangında İtfaiyeci,
• Kaçakçılıkta Polis,Jandarma
• Sınırda Asker,
• Arazide Madenci gibi çalışıyoruz.
Ama maaşa ve özlük haklarına gelince "Siz Genel İdari Hizmetlersiniz" denilip kenara atılıyoruz. Bu adaletsizliği kabul etmiyoruz!
Biz kimseden sadaka istemiyoruz. Biz, kaybettiğimiz sağlığımızın, alevlere verdiğimiz gençliğimizin, namlu ucunda geçen ömrümüzün karşılığını istiyoruz.
Orman Muhafaza Memuru'na Fiili Hizmet Zammı (Yıpranma Payı) derhal verilmelidir. Çünkü ormanları bekleyenler tükenirse, nefes alacak bir vatanınız kalmayacak!
