ÜLKEMİZ ORMANCILIĞINDA SİLVİKÜLTÜRÜN YERİ VE GELİŞİMİ

Burhanettin  Seçgin

Emekli Silvikültür Dairesi Eski Başkanı

 

 

Bilindiği üzere;<ORMAN MÜHENDİSLİĞİMİZİN> sebebi hikmeti SİLVİKÜLTÜR VE  ORMAN AMENAJMANI  nosyonumuza sahip olmamızdan ileri gelmektedir.

Bu ortaya koyduğumuz iki bilim dalı <ORMAN İŞLETMECİLİĞİNDE AMAÇTIR.> Fakültemizde eğitimini aldığımız diğer konular ise (yol yapımı, koruma, kadastro vs.) amaca yönelik destekleyici hizmet dallarıdır.

Yine bilindiği üzere 150 yılı aşan bir süreyi geride bırakan ormancılığımız, pilot çalışmalar sürecini yaşamadan ve daha önemlisi hiçbir ana ağaç türümüzün tabii gençleştirilmesine ilişkin araştırmaların bulunmadığı dikkate alınmadan ülkemiz genelinde 1963 yılında YAŞ SINIFLARI METODUNA GÖRE ORMAN AMENAJMANI PLANLAMALARINA geçilmiştir.

Söz konusu planlamalar ile ana ağaç türlerimizin olgunlaşma yaşlarında çok daha kısa bir< İDARE SÜRELERİ> ile işletilmeleri amaçlanarak ( bunun altında yatan nedenin de ÜRETİMİ ARTIRMAK olduğuna inanıyorum) amenajman planları düzenlenmiştir.

Ortaya konulan bu planlar ile, her yıl aşağı yukarı 70.000 hektar prodüktif ormanın yenilenmesi yani GENÇLEŞTİRİLMESİ öngörülmüştür.

Daha açık bir ifade ile; her sene 70 bin hektarlık prodüktif ormanın servetinin yıllık üretim programı olarak hedeflenmesidir.

Yine düzenlenen orman amenajman planlarında gençleştirme çalışmalarında tabii gençlik iki sene içinde alınamaz ise, tıraşlama yapılarak suni gençleştirileceği öngörülmüştür.Daha açık bir ifade ile bu planlamalarda hiçbir silvikültürel anlayışlar dikkate alınmamıştır.

Böylesine silvikültürel icapları dikkate almayan rijit şablonal ilkelere sahip orman amenajman planları ile Türk ormancısı tabirimi mazur görün< AFALLAMAYA-BOCALAMAYA> başlamıştı. Üretimin baskısıyla da Gençleştirme uygulamaları hızla suni gençleştirmeye kaymaya yönelmişti.

Diğer önemli bir husus ta; ülkemizde çok yaygın bir biçimde hüküm süren daha ziyade EROZYON KONTROLÜ ve bununla birlikte bozuk ormanların ağaçlandırılması çalışmalarının yapılabilmesi için 1969 yılında kurulan AĞAÇLANDIRMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’ ne suni gençleştirme faaliyetlerinin kaydırılması öngörülmüştür. Diğer bir deyişle ne yazık ki AGM ana amaçlarının dışında işlendirilmeye başlamıştır.

Öyle inanıyorum ki; pek çok sağduyulu meslektaşım bu gidişattan fazlasıyla rahatsızlık duymaya başlamıştı. Çünkü DOĞAL ORMAN KURULUŞLARIMIZ  yapay tekdüze ormanlar haline dönüşmeye başlamıştı.

Yine savaş zonundaki ormanlar ile yine muhafaza niteliği taşıyan  ormanlar amenajman planlarında salt üretim ormanları olarak mütalaa  edilerek gençleştirilmeleri öngörülmüştü. Açıkçası, dev sahalar halinde TOPLU ÜRETİM adı altında yapılan bu tıraşlamaların yaygınlaşması üzerine haklı olarak pek çok yöreden orman içi köylerimizin sert tepkileri yayılmaya başlamıştı.

Ne yazık ki; acı bir gerçek bazı orman işletmecilerimiz çok kestikleri ve çok sattıkları ile övünmeye başlamışlardı.

Çünkü o dönemdeki orman işletmeciliği anlayışına göre, fazla yol yapmaya gerek duymadan ortalaması 40-70 hektarlar düzeyindeki bir prodüktif ormanın bir yıl içinde TOPLUCA TIRAŞLANARAK ÜRETİLMESİ,

Müteakip yıllarda da aynı sahanın devamının yine aynı anlayışla üretime sokulması,ÇOK ACI Kİ;EKONOMİK ORMAN İŞLETMECİLİĞİ ÇALIŞMASI olarak mütalaa ediliyordu.

Tabirimi mazur görün, DEV ORMAN SAHALARININ YIL VE YIL TIRAŞLANMA SURETİYLE BİRBİRLERİNE EKLENMESİYLE ORMAN EKOSİSTEMİNİN NE DERECE ŞOKA SOKULDUĞU AKLA BİLE GETİRİLEMİYORDU.

Hiç unutmam bu dönemlerde fakültemizin orman hasılatı hocası Prof.Dr.Abdülkadir KALIPSIZ hocam; 5-10 hektarlık bir prodüktif ormanın tıraşlanmasına neden olan bir işletmecinin günahı ve vebalinin <fakir gariban köylümüzün çoluk çocuğunu ısıtmak amacıyla  bir merkep yükü odunu kesmiş olmasıyla> asla asla mukayese edilemez ifadesinde bulunmuştu. Gariban vatandaşımız mahkemelerde süründürülüyor, ceza alması sağlanıyordu.

Ben de 1970 li yılların ilk yarısında Boyabat’ ta Orman İşletme Müdürü olarak görevde bulunmakta ve tabir yerinde ise tıraşlama kesimlerine direnmekteydim.Çok önemli bir anımı hatırlıyorum; 1975 yılının Mayıs ayı idi.Bölge Müdürlüğümüz olan Kastamonu’ya Orman Bakanı merhum Turan KAPANLI ile Orman Genel Müdürü merhum Cavit DİNÇEL, Müsteşar Turan UĞUR ve AGM-ORKÖY-ORÜS  Genel Müdürleri bir heyet halinde gelerek biz işletmecilerle birlikte bir toplantı yapmışlardı.

Bu toplantıda çeşitli ormancılık konuları gündem edilmişti. Ben de toplantının sonlarına doğru cesaretimi toparlayarak söz istemiştim. Bana tanınan söz üzerine, ormanlarımızın geleceği üzerindeki endişe ve görüşlerimi söylemek istediğimi belirttim.

Yaş sınıfları metoduna göre düzenlenen orman amenajmanı planları ile hedeflenen gençleştirme uygulamalarının tıraşlama kesimlerine yönlendirilmesi ile doğal orman formlarının tekdüze yapay ormanlar haline döneceği ve gelecekleri açısından hiçbirzaman stabil ormanlar olarak  görülemiyeceğini, sözkonusu  yaş sınıfları metoduna göre düzenlenen orman amenajman planlarının hiç pilot çalışmalara dayandırılmadığı ve özellikle ana ağaç türleri itibariyle tabii gençleştirilmelerine ilişkin hiçbir araştırmamızın bulunmadığı, daha önemlisi ve açıkçası yapılan planlamaların hiçbir silvikültürel icabı yani silvikültürel anlayışları hiç dikkate almadığı, böylesine büyük eksiklikleri içeren planların yönlendirmelerin sanırım sebebinin, teşkilatımızın ne merkezinde ne de taşrasında SİLVİKÜLTÜRE dair hiçbir kuruluş ve birimimizin bulunmadığından ileri geldiğidir.

Açıkçası, orman mühendisliği nosyonumuzun sebebi hikmeti olan SİLVİKÜLTÜR’ün; 1970 li yılların ortasına gelinmiş olmasına rağmen ne yazık ki LİTERATÜRLERİN yani BİLİM KİTAPLARININ henüz dışına çıkamamış olduğu ve süratle MERKEZDE gerekli birimin kurulması ile işletmelerde de SİLVİKÜLTÜR MÜHENDİSLİKLERİNİN oluşturulması  gerektiği görüşünde olduğumu,

Bu birimlerin oluşturulması üzerine ORMAN EKOSİSTEMLERİ ve EKOLOJİK anlayışları geliştirecek eğitimlerle birlikte bir taraftan da ARAŞTIRMALARIN sürdürülmesinin uygun olacağını acizane görüşlerim olarak belirtmiştim.

Bu toplantının sanırım 3-4 ay sonrası idi. Merkezde Amenajman Dairesi bünyesinde SİLVİKÜLTÜR FEN HEYETİ MÜDÜRLÜĞÜ’ nün kurulmuş olduğunu, Muğla teşkilatında da çok değerli meslektaşım Mehmet YAKA’ nın Silvikültür Mühendisi olarak atandığını öğrenmiştim.

Kısa bir süre sonra da Genel Müdür merhum Cavit DİNÇEL’ in emriyle ben de Orman İşletme Müdürlüğünden alınarak Amenajman Dairesi bünyesinde kurulmuş bulunan SİLVİKÜLTÜR FEN HEYETİ MÜDÜRLÜĞÜ’ ne atanmıştım. 1977 yılında da Bölge Müdürlükleri bünyesinde Silvikültür Şube Müdürlüklerinin kuruluşu sağlandı.

Sözkonusu  Daire Başkanlığı bünyesinde 1981 yılına kadar büyük bir mücadelede bulunarak yılmadan silvikültürün icaplarını ortaya koymaya çalıştım.

1977 yılında da genç meşcere bakımları açısından SIKLIK BAKIMLARI ile BOZUK BALTALIKLARIN İMAR-İSLAHI yoluyla ( bugünkü güncelleşen tabiri ile REHABİLİTE çalışmaları)iyileştirme çalışmalarını programlamaya ve yaygınlaştırmaya başlamıştım.

Burada saygı içinde ruhunu şad edeceğim HOCALARIN HOCASI Prof.Dr. merhum Fikret SAATÇİOĞLU hocamdan da büyük destekler aldığımı, çeşitli silvikültür ekskürsiyonlarıyle bizlere cesaret vererek ışık tuttuğundan onu anmadan geçemiyeceğim.

Yine en önemlisi, merhum hocamın kayın ormanlarının tıraşlanarak ibreli ormanlara dönüştürülmesine karşı mücadeleme de yöneticilerle görüşerek büyük destek verdiğini ve daha da güçlendiğimi burada belirtmek isterim.

Nihayet, bu sıkıntılı mücadele dönemimdeki durumu çok iyi anlayan Orman Genel Müdürü merhum Musa KESİCİ 1981 yılında SİLVİKÜLTÜR DAİRE BAŞKANLIĞI’ nın kurulmasını sağladı. Benim pozisyonumu da Daire Başkan Yardımcılığına çıkartarak verdiği vekaleten görevle de şube müdürlüklerinin oluşturulmasını talimatladı. İnanın önce taşrada sonra merkezde candan özveri ile çalışacak meslektaşlar bulmakta çok zorluklar çektim. Açıkçası güçlenemiyordum.Merhum Musa KESİCİ’ nin 1982 yılında emekli olmasıyla BAŞKANLIĞA kısa sürelerle atamalar oldu.Sanırım kadro almaları sebebiyle gerçekleşti bunlar, nitekim kısa süre sonra da emekli oldular.

1984 yılına gelindiğinde, Ağaçlandırma Genel Müdürlüğü kapatılarak OGM nin içine alındı. Bu birleşme sonucunda Silvikültür Daire Başkanlığı AĞAÇLANDIRMA ve SİLVİKÜLTÜR DAİRE  BAŞKANLIĞI haline dönüştü. Ben de yardımcı pozisyonunda görevi sürdürdüm. Taşrada da Silvikültür Şube Müdürlükleri Ağaçlandırma ve Silvikültür Şube Müdürlüğüne dönüştü.

İnanın 1980 li yıllar boyunca taşrada çok yoğun silvikültür seminerleri sürdürülerek meslektaşların silvikültüre motivasyonu peyderpey artırılmaya başlandı.

Böylesine yoğun şekilde sürdürülen  eğitimlerin yanı sıra olumlu tabii gençleştirme ve orman bakımları ( genç meşcere bakımları) objeleri ortaya çıkmaya ve büyük bir gayretle de bu güzel örnek çalışmalar yaygınlaştırmaya başlatılmıştı.

1991 yılına gelindiğinde de AĞAÇLANDIRMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’ nün tekrar kuruluşu sağlanarak SİLVİKÜLTÜR DAİRE BAŞKANLIĞI yine müstakiliyetini kazanmıştı. Ben de Daire Başkanı olarak görevlendirilmemle birlikte dört adet şube müdürlüğümüze de layık, özveri ile çalışacak meslektaşlarımın atanması ile SİLVİKÜLTÜR DAİRESİ çok daha randımanlı çalışacak bir yapıya kavuşmuştu.

1970 li yılların ikinci yarısından itibaren silvikültürel çalışmalar açısından temayüz etmeye başlamış olan Muğla’da Mehmet YAKA ile  ( kızılçamın tabii gençleştirilmesi, genç meşcere bakımları üzerine ) yine Mersin Orman Bölge Müdürlüğünde Şevket AYHAN  meslektaşım ( kızılçamın gençleştirilmesi ile Toroslarda sedir tohumunun ekimi yoluyla sedirde tabii gençliklerin alınması üzerine, silvikültürel çalışmalar ile ilgili başarılı örnekler yaratmaları üzerine) SİLVİKÜLTÜRE GÖNÜL VERMİŞ MESLEKTAŞLAR olarak öne çıkmışlardır.

Böylesine güçlenmeye çalıştığımız 1990 lı yıllar boyunca da yine fakültemizin silvikültür bölüm başkanı Prof. Dr. Merhum Tolgay ODABAŞI hocamız da pek çok eğitimimizde bulunarak bizlere ışık tutmasıyla birlikte işletmecilerimiz de daha büyük bir şevkle ve heyecanla SİLVİKÜLTÜRE YÖNELMEYE başladı. Ruhu şad olsun hocamızın…

Öyle inanıyorum ki 2000 li yıllara yaklaşıldığında da pek çok silvikültürel sorun çözülmüştü. Yeni genç meslektaşlarım bu ortaya konulan silvikültürel bilgiler ile ve daha önemlisi yaygın şekilde bulunan SİLVİKÜLTÜREL OBJELER ‘in varlığı ile ÇOK ŞANSLIDIRLAR.

Yıllarca ifade etmeye çalıştığım gibi <SİLVİKÜLTÜR UYGULAMALARIN SONUCU ÜRETİMDİR> Üretim HEDEF  DEĞİL SONUÇTUR. SİLVİKÜLTÜREL UYGULAMALAR AMAÇTIR.

ÇAĞDAŞ ORMAN İŞLETMECİLİĞİNDE ; SİLVİKÜLTÜR  ORMANIN BEYNİDİR, AMENAJMAN İSE KALBİ ROLÜNDEDİR.

Her ikisinin de uyum içinde birlikte sağlıklı çalıştığı oranda çağdaş orman işletmeciliği sürdürülür. Diğer bir ifade ile ; ÇAĞDAŞ ORMAN İŞLETMECİLİĞİNDE  ORMANIN EKOLOJİK-EKONOMİK VE SOSYOLOJİK DEĞERLERİ EN ÜST DÜZEYDE TUTULUR.

Orman İşletme Şefinin elindeki  DAMGASI, ressamın FIRÇASINA eşdeğerdir. Şöyle ki; işletme şefi elindeki damgası ile ormanda yapacağı bilinçli müdahelelerle ışık oyunları ile orman ekosistemine çok artı değerleri katabileceğidir.

SİLVİKÜLTÜRDE HÜNER ; DOĞADAN NE KADAR SAPABİLİNECEĞİNİN ÇOK İYİ TAKDİR EDİLEBİLMESİDİR.

SİLVİKÜLTÜR ; TABİATIN AKIŞINA- SEYRİNE YARDIMCI OLABİLME SANATIDIR-BİLİMİDİR.

NİTEKİM ; 1990 LI YILLARIN BAŞINDAN BU YANA CAMİAMIZDA DOĞAYA YAKIN ORMAN İŞLETMECİLİĞİ ANLAYIŞININ YAYGINLAŞMAKTA OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ.

Hepimizin bildiği üzere ;

SON YİRMİ YILDAN BU YANA DÜNYA GÜNDEMİNE OTURAN < KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ- KÜRESEL ISINMA DİKKATE ALINDIĞINDA, TABİAT ORMANLARI İLE TABİİ GENÇLEŞTİRMELERLE ELDE EDİLEN ORMANLARIN NE DERECEDE DEĞERLİ- STABİLİTESİ YÜKSEK OLDUKLARI DAHA İYİ ANLAŞILMAKTADIR.

Burada yeri gelmişken ÜLKEMİZ ORMAN İŞLETMECİLİĞİ AÇISINDAN vurgulamadan geçemiyeceğim çok önemli bir …….KEŞKE ……yi ortaya koymakta yarar görüyorum.

Şöyle ki; 1963 yılında başlatılan YAŞ SINIFLARI METODUNA GÖRE ORMAN AMENAJMAN PLANLARININ düzenlenmesi yerine,

Bana göre; çok yoğun bir şekilde orman yollarının yapılması hedeflenmekle birlikte 20 yıllık bir süreci kapsayacak şekilde tüm prodüktif ormanların TEMİZLEME KESİMLERİ ile öncelikle <kuru-koğuk-çürük>ten arındırılması. Bununla birlikte gerçek SİLVİKÜLTÜREL BAKIMLARININ yapılması.

Özellikle ve öncelikle de GENÇ MEŞCERE BAKIMLARI ile KORUYA TAHVİL AMAÇLI SİLVİKÜLTÜREL MÜDAHELELERDE  bulunulması, bu genç meşcere bakımları ile koruya tahvil uygulamalarının 5-7 yıllık periyotlarla en azından 3-4 evre sürdürülmesi,

Yine 0.1-0.4 kapalılığa sahip uygun ormanlarda da yerine göre tabii gençliklerin alınması amacıyla ( TOPRAK İŞLEME VE DİRİ ÖRTÜ TEMİZLİĞİ vb) tedbirlerin alınması, hiç acelecilik etmeden en azından 3-4 bol tohum yılının geçmesine sabırla imkan verilmesi,

Yerine göre kabul edilebilecek alt tabaka bireylerine silvikültürel bakımların yapılması, yine bazı bölümlerinin de tohum ekimi veya dikimlerle desteklenmesi suretiyle tamamlanması, yani silvikültür literatürümüzdeki ifadesi ile İMAR-ISLAH edilmeleri, diğer bir deyişle son 20 yılı aşkın bir süredir kullanılan ifadesi ile REHABİLİTE edilmeleri,

Yapraklı türlerimize ait yarı degrade ve sürgün kökenli ormanlarda da KORUYA TAHVİL amaçlı çalışmaların yapılması,

Çok bozuk yapraklı ( öncelikle meşede ve kayında) orman alanlarında da canlandırma kesimleri ile ağırlıklı olarak kök sürgünlerinden oluşacak bireylerin kazanılması suretiyle KORUYA TAHVİLE dönüşmeye uygun tabloların yaratılması,

Bu çalışmalar sürdürülür iken de; ana ağaç türlerimiz itibariyle farklı ekolojik yörelerde olgunlaşmış meşcereler içinde 2-4 hektarlık tabii gençleştirme modellerinin yaratılması amacıyla araştırmalara geçilmesi vb,

AYNI ŞEYİ BEN DE SÖYLEYEREK KEŞKE….1963 te  20 yıllık bir süreç için böyle bir planlamaya SİLVİKÜLTÜR ile birlikte gidilseydi de….. diyorum.

İnanıyorum ki böylesine bir temkinle yumuşak bir geçiş süreci yaşanarak ormanlarımızın çok çok daha yararına olacak şekilde bir evre geçirmiş olurduk.

AÇIKÇASI ; 40 yıla varan meslek hayatımın 25 yılı , yani 20.ci yüzyılın son çeyreği sürecinde tabirimi mazur görün tamamen SİLVİKÜLTÜR SEVDALISI olarak daima aktif şekilde geçtiğinden,

Yine saygı ile andığım Prof.Dr. merhum  Fikret SAATÇİOĞLU ve Prof.Dr. Tolgay ODABAŞI  hocalarımız başta olmak üzere SİLVİKÜLTÜR ‘ün kurulmasında önemli kararlar alan Genel Müdürlerimizi yadetmekle birlikte, ilk silvikültür neferleri sayılan birkaç meslektaşımın hatırlanması amacı ile SİLVİKÜLTÜRÜN GELİŞİMİNİ kaleme almayı bir borç-görev saydığımı belirterek tüm meslektaşlarıma başarılar, esenlikler dilerim.

Burhanettin SEÇGİN’ in görevleri:

1976 – 1981 Amenajman Dairesinde Silvikültür Fen Heyeti

1981 –  1982 Silvikültür Dairesine vekaleten Daire Başkan Yardımcısı

1983 –  1984 Silvikültür Dairesi Başkan Yardımcısı

1983 –  Silvikültür Daire Başkanı    Sait KURTULUŞ

1984    Silvikültür Daire Başkanı     Hüseyin TÜRKMEN

1985 – 1990  Ağaçlandırma ve Silvikültür Daire Başkanı İsmail ÖZKAHRAMAN

1985 – 1990  Ağaçlandırma ve Silvikültür Daire Başkan Yardımcısı Burhanettin SEÇGİN

1991 – 2000   Silvikültür Daire Başkanı Burhanettin SEÇGİN

 

Kategoriler

Benzer Yazılar

VEFAT

Dalaman Orman İşletme Müdürlüğünde görevli Dernek Temsilcimiz Soner GÖKÇEN geçirdiği rahatsızlık sonucu hayatını kaybetmiştir. Cenazesi,…

VEFAT

Samsun Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğünde çalışan Yüksel BERK görevi sırasında uğradığı silahlı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir